İyi Reklam Yönetiminin Anahtarı Güvenilir ve Bağımsız Ölçüm

İstanbul’da yapılan 2010 Dünya Reklamverenler Konferansı’nın liderliğini yürüten Dünya Reklamverenler Federasyonu (WFA) İdari Direktörü Stephan Loerke, Zaman’a tiraj ve reyting ölçüm tartışmalarıyla ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Reyting ve tiraj ölçümlerinde anahtar kavramların güven ve bağımsızlık olduğunu vurgulayan Loerke, “Bu güveni, reklam verenler de, reklam ajansları da, medya kuruluşları da okuyucuya ve izleyiciye verebilmeli.” dedi. Ortada bir çatışma varsa, orada bir güvenden bahsedilemeyeceğini ifade eden Loerke, “Reklam ajansları, medya sahipleri ve reklam verenler, bağımsız ölçümleri kabul ederek, ortak bir noktada buluşmalı. Gerek reklam dağıtımında gerekse de ölçümlerde bütün taraflar adil temsil edilmeli.” diye konuştu. WFA Direktörü, güven olmadığı takdirde herkesin kaybedeceği uyarısında bulundu: “Eğer güven olmazsa, reklam veren de ‘Paramı ne yaptılar?’ diye soracaktır. Reklam için para harcamadan kaçınacaktır. Bunu ona söyletirseniz, ülkenizde kötülük edersiniz.”

Türkiye’nin reklam sektöründe Batı ülkeleriyle aynı seviyede olduğunu söyleyen Loerke, şunları kaydetti: “Türkiye dünyanın 15. büyük ekonomisi. Sahip olduğu büyük reklam potansiyelini harekete geçirmek için öncelikle yaptığı ölçümlerle güven vermeli. Türkiye’nin son yıllarda ekonomisindeki muazzam gelişme, tüketiciyi olduğu kadar reklam veren üreticiyi de harekete geçirdi. Burada ölçümleme daha önem kazanıyor. Çünkü reklam verenler, parasının nereye harcandığını bilmeli. Bu da ölçümlerde şeffaflığı, denetlenebilirliği ve adil olmayı kaçınılmaz kılıyor.” Loerke, ölçüm sisteminde bağımsızlığın önemine değinirken Batı ülkelerinde bağımsız denetim sistemlerinin yaygınlığına dikkat çekti.

Konferansta yapılan konuşmalarda Türkiye ile ilgili en çarpıcı analizi ise ‘Ölçülmüyor mu? Ödemem’ başlıklı 2. oturumunu yöneten C Squared İcra Kurulu Başkanı Charlie Crowe yaptı. Onlarca yıldır Türkiye’de TV ölçüm şirketinin olmadığını belirten Crowe, “Analog reytinglerde Türkiye’de büyük tartışmalar yaşanıyor. Gazete tirajlarının denetimi üzerinde de tartışmalar devam ederken, bu andan itibaren ölçümle ilgili araştırmayı tek bir araştırma haline getirmek çok zor.” şeklinde konuştu. Media Leadership’in CEO’su Bernhard Glock ise “Piyasadaki ölçümleme sistemleri, hedef kitlelere tam uymayabiliyor.” sözleriyle dağıtımdaki adaletsizliğe işaret etti. Glock, şöyle devam etti: “Ben bir reklam veren olsaydım ve benden para isteseydiniz ‘Ölçün göreyim’ derdim. Türkiye için değişim kaçınılmaz. Cesaret edin, değişin.” FATİH VURAL İSTANBUL

ZAMAN

Nokia Global Reklam Ajansını Belirledi

Nokia global reklam ajansını belirledi

Nokia ReklamıNokia global reklam çalışmalarını yürütecek ajansını belirledi. Fallon, Nokia’nın global reklam ajansı oldu. Konkura katılan diğer ajanslar hakkında hiç bir açıklama yapılmazken, Nokia 2007 yılının Haziran ayından itibaren global reklam çalışmalarını Wieden & Kennedy ile yürütordu. Ajans, markanın lüks kesime hitap eden, lansmanı yeni yapılmış cep telefonu serisi için çalışacak. Yeni modelin, satış bedelinin 1,000 sterlinin üzerinde olacağı düşünülüyor.

Nokia, son olarak 299 sterlin değerindeki X6 dokunmatik ekran telefon serisini, W&K’nin hazırlamış olduğu bir reklam kampanyası ile duyurmuştu.

KAYNAK

Rusya İnternet Reklam Pazarının Hacmi

“Rusya internet reklam pazarının hacmi 2013′te 1,3 milyar doları bulacak”

Uluslararası kuruluşlar, Rusya internet reklam pazarı için istikrarlı büyüme öngörüyor. İnternet reklamcılığı alanında uzman ABD kuruluşu Interactive Advertising Bureau (IAB) ve önde gelen danışmanlık şirketlerinden PricewaterhouseCoopers’ın (PwC) ortak raporunda, 2013 yılında Rusya internet reklam pazarının hacminin 1,3 milyar doları bulacağı tahmin edildi. Avrupa’da online reklamların pazar payının da yüzde 20′ye ulaşacağı öngörülüyor.

Önümüzdeki dönemde televizyon reklamlarındaki düşüşe paralel olarak internet reklam pazarının hacminin istikrarlı büyüme eğilimine gireceği tahmin edilen araştırmada, Avrupa’da üç yıl içerisinde televizyon reklamlarının payının yüzde 30′dan yüzde 25′e gerileyeceği, internet reklamlarının payının ise yüzde 20′ye çıkacağı öngörüldü. Yazılı basındaki reklamların hacminin ise yılda ortalama yüzde 6,3 düşmesi bekleniyor.

KAYNAK

Yabancı Arama Motorlarındaki Tehlike

Yabancı arama motorları ülke güvenliğini tehdit mi ediyor? Tüm bilgi, belge ve sırların arama motorlarıyla ele geçirilebileceğini iddia eden uzmanlar,firmalar için de risk uyarısında bulunup yerli arama motoru öneriyor

İnternetteki yabancı arama motorlarının taşıdığı riskleri sıralayan Türk mühendisler, devlet sırrı, ticari ve şahsi sırların arama motorları aracılığıyle deşifre edilebileceğinin altını çiziyor. Tehlikeyi farkeden Çin ve Rusya’nın bu konuda kendi arama motorlarını kurduklarını ve Hindistan ve AB’nin bu konuda hazırlık içerisinde olduklarının altını çiziyor.

Türkiye için hazırladıkları yerli arama motoru www.ara.com.tr’ nin Türkiye’de önemli bir ihtiyaca cevap vereceğini ve kısa sürede öneminin anlaşılacağını vurgulayor.

Dünyanın en büyük arama motorları google, altavista, ve yahoo sitelere Türkiye’den de yerli rakip çıktı. Her geçen gün büyüyen internet pazarını yabancı firmalara kaptırmak istemeyen ‘www.ara.com.tr’ özellikleri ve getirdiği yenilikler ile sektöre damga vuracak.

Türkiye’nin yerel arama motoru olan ve yüzde yüz yerli sermaye ile Türk mühendisler tarafından geliştirilen www.ara.com.tr, Türk web sitelerini tarayarak ziyaretçilerine en uygun sonuçları gösteriyor.

İnternet reklam pastasının 5 milyar dolar olduğu Türkiye’de, pastanın yüzde 80’i yabancı arama motorlarına gidiyor. Bu pastada ki en büyük payı yabancıların ellerinden almak isteyen Türk girişimciler,Türk arama motoru eksikliği gidermek için www.ara.com.tr sitesini bir süre önce yayına soktu.

Arama Motoru sektöründe ABD’li firmalar hâkimiyetini sonlandırmak isteyen yerli mühendisler Türkiye’nin yerli arama motoru ile rakiplerine meydan okuyacak seviyeye gelmeleri gerektiğini belirtiyor.

GÜVENLİK RİSKİ TAŞIYOR

Yabancı arama motorlarının ülke güvenliği açısından da zafiyet oluşturabileceğini ifade eden Türk mühendisler, yabancı arama motorlarının bir ülkenin tüm bilgilerini, eğilimlerini ve sırlarını rahatlıkla elde edebileceği riskinin altını çiziyorlar ve bu konuda internet kullanıcılarını uyarıyorlar.

Türkiye’de web kullanma alışkanlıkları içerisinde birinci sırada arama motorları geliyor. Reklam pastasının yüzde 80’ini alan yabancı arama motorları riskli olmalarının yanı sıra internet üzerinden de alışveriş yapıldığı ve temsilcilikleri Türkiye’de merkezleri yurtdışında olduğu için fatura kesmediklerini ifade ediyor. Bu yolla devletin gelir kaybına uğradığını belirten Türk mühendisler, Çin ve Rusya’nın kendi arama motorlarını yaptıklarını ve bu yolla yabancı arama motorlarının üstünlüğünü alt ettiklerini söyledi.

Hindistan ve Avrupa Birliği’nin de kendi arama motoru çalışmalarının sürdürdüğünü ifade eden mühendisler; her dört ülkede de konunun devlet tarafından desteklendiğini ifade ettiler.

Çin’in arama motoru baidu.com ile diğer arama motorlarını geride bırakarak Çin’de birinci sıraya yerleştiğini ve dünyada sekizinci sıraya yükseldiğini ifade eden mühendisler; Rusya’nın ise yandex.ru arama motoruyla birinci sırada yer aldığını ve Google’ın Rusya’da ancak 69 sırada yer aldığını söylediler.

Türkiye’nin de kendi yerli arama motorlarını ihtiyacı olduğunu ve devlet tarafından da bu tür projelerin desteklenmesi gerekiğinin altını çizen mühendisler, Türkiye’nin acilen kendi arama motorlarını birinci sıralara yükseltmeleri gerektiğini belirtti

KAYNAK

Google Müşterilerini Takip Edecek

Yazılım devi Google’ın reklam platformu Google Ads, artık kullanıcılarının internette neler yaptığını takip edecek. Firmanın bu kararı almasında yatan sebep sizce ne olabilir?

Google bundan böyle resmi olarak müşterilerini takip edecek! Hemen korkmayın, bilgilerimizi toplamak amacıyla değil. Firmanın amacı, kullanıcılara ilgi alanlarına göre reklam gösterebilmek.

Firmanın aldığı son karar göre, Retargeting adını verdiği yeni bir reklamcılık metodunu Google Ads platformunda denemeye başladı. Mart ayının başından beri bu sistemi test ettiklerini belirten yetkililer, bu sayede reklamlara tıklanma oranının artacağını düşünüyor.

Yeni metoda göre müşterilerin hangi sitelerde daha fazla vakit geçirdiği tespit edilecek ve gezdiği sitelerde, bu toplanan verilere göre reklamlar gösterilecek. Bu sayede ilgisi kazanılan kullanıcı da reklama tıklayacak.

Google’ın bu fikri tutar mı bilmiyoruz ama bir hayli ses getireceği kesin.

KAYNAK

Google’dan KOBİ’lere Eğitim

Google'dan Kobilere EğitimGoogle Türkiye, 2010 yılı sonuna kadar 6000 KOBİ’ye internetin sunduğu fırsatlardan faydalanmak konusunda toplamda 37 ilde eğitim verecek.

Google Türkiye bugün gerçekleştirdiği bir toplantıyla, 6.000’den fazla KOBİ’ye veri analizlerinden ve internetin sağladığı diğer avantajlardan faydalanarak işlerini nasıl büyütebilecekleri konusunda eğitim vermek amacıyla bir yıl sürecek bir proje başlattığını açıkladı. “AdWords ile Başarının Temelleri“ adı altında toplam 37 ilde gerçekleştirilecek eğitimler, 25 Mart Perşembe günü İstanbul’da Google’ın yerel iş ortaklarıyla birlikte gerçekleştireceği seminerle başlatılacak. KOBİ’lerin hedef kitlelerine nasıl daha iyi ulaşabilecekleri ve başarılı bir şekilde ölçümlenebilen pazarlama yöntemleri sayesinde kazançlarını nasıl artırabilecekleri konuları da eğitimde yer alan başlıklar arasında bulunuyor.

Google Türkiye Ülke Müdürü Bülent Hiçsönmez, konuyla ilgili yaptığı açıklamada: “Türkiye’de 2 milyondan fazla KOBİ var, fakat sadece 400 bini internetin sunduğu fırsatlardan faydalanıyor. Bu eğitim projesiyle, KOBİ’lerin yurtiçi ve yurtdışında büyümelerini sağlayacak alanlara yatırım yapmalarına ve sayıları 27 milyonu aşan Türk internet kullanıcılarına doğru araçlarla ulaşabilmelerine yardımcı olmayı amaçlıyoruz.” dedi.

Google’ın başlatacağı eğitim programı KOSGEB üyelerine ücretsiz olarak sunulacak ve Gaziantep, Bursa, Yalova, Bolu, Adapazarı, Kocaeli, Düzce, Gebze, Ankara,İzmir, Gaziantep, Denizli, Eskişehir,  Kayseri, Konya, Adana, Trabzon, Samsun, Malatya, Uşak, Elazığ, Erzurum, Uşak, Afyon, Çorum, Tekirdağ, Mersin ve Kahramanmaraş illerinde gerçekleştirilecek. Eğitimlerle ilgili ayrıntılı bilgiye http://www.ant.com.tr/egitimler/google.html adresinden ulaşmak mümkün.

Online tüketici sayısı artıyor

Yapılan araştırmalar, son 1,5 yıl içerisinde etkisini hissettiren ekonomik kriz döneminde online tüketicilerin sayısında kayda değer bir artış olduğunu ve insanların hem alışveriş yapmadan önce internette arama yapma sıklıklarının hem de internetten alışveriş yapma oranlarının yükseldiğini gösteriyor. Örneğin Google’ın ücretsiz hizmetlerinden biri olan “Google Arama Trendleri” aracını kullanarak hızlı tüketim malları konusunda Türkiye’de son dönemde yapılan aramalar incelendiğinde, tüketicilerin spor giyim markaları üzerinden ilkbahar modasını takip ettikleri, yaklaşan anneler günü için çiçekçiler konusunda arama yaptıkları ve ayrıca eczaneler konusunda aramaların arttığı gözlemleniyor.

Nazik Brode, ayda 150 liralık Google AdWords yatırımıyla yıllık ciro bazında 40’lık artış yakaladı

Yurtiçi ve yurtdışı pazarlar için 1965 yılından bu yana dantel ve tül perde üreten Nazik Brode, marka bilinirliğini artırmak ve Türkiye çapındaki toptancıların yanı sıra, Almanya, Rusya ve ABD’den perakendecilere ulaşmak amacıyla son 12 aydır Google AdWords kullanan bir KOBİ. Şirket, Google’ın online reklamcılık hizmetini kullanmaya başladıktan sonra, 1 yıl içerisinde websitesi ziyaretçi sayısında  %40 artış kaydetmiş durumda.

Google’ın “AdWords’le Başarının Temelleri” adlı eğitim projesinin tanıtım toplantısına katılan Nazik Brode’nin sahibi Hamit Nazik “Google AdWords, müşterilerimize etkili bir şekilde ulaşmamızı sağlayan, düşük maliyetli bir çözüm oldu ve şirket olarak bu hizmeti kullanmaya başladığımız zamandan itibaren her yıl büyüme kaydettik. Ayda sadece 150 liralık bir bütçeyle yıllık ciro bazında 40’lık artış oranı yakaladık. Esnek bir online pazarlama yatırımı olarak AdWords, ekonomik zorluklarla dolu bu dönemde dahi bize net ve ölçümlenebilir sonuçlar vererek büyüme sürecimizi destekleyen bir araç oldu” şeklinde konuştu.

Dijital çağın ilk ekonomik krizinden sonra etkileri hissedilmeye başlanan yeni canlılık döneminin en büyük farkı, işdünyasının pazar hakkındaki birçok değerli bilgiye ve veriye artık bir “tık”la ulaşabiliyor olması olarak nitelendiriliyor. Google Türkiye, Ortadoğu ve Afrika Pazarlama Direktörü Mustafa İçil konuyla ilgili olarak: “Türkiye’de internet kullanıcılarının sayısı gün geçtikçe artıyor. İnternet, şirketlerin sunduğu ürünler ve hizmetler hakkında bilgi arayan kullanıcılarla, yani potansiyel müşterilerle dolu bir ortam. Bizim istediğimiz, bu hedef kitlenin karşısına tam zamanında ve düşük maliyetle nasıl çıkabilecekleri konusunda iş dünyasına yardımcı olmak” dedi.

Google’dan KOBİ’lere 10 ipucu:

1.     İşiniz için bir websitesi oluşturun: Kim olduğunuzu, ne yaptığınızı ve size nasıl ulaşılabileceğini dünyaya duyurun.

2.     İş dünyasıyla ilgili rehberlerde bulunun: Rehberlerde birçok rakibinizle aynı ortamda bulunursunuz.  Sizi rehberin dizininde arayan müşterilerin karşısına daha birçok şirket çıkacaktır. Fakat sizi bir arama motorunda ararlarsa, sizi hiç bulamama ihtimalleri de vardır.

3.     İnsanlar hizmetinizi aradığında karşılarına çıkın: Sonsuz rakiplerle dolu bir ortamda, basit ve etkili araçlar kullanarak kullanıcıların sizi görmesini sağlayın. Şirketiniz, arama yapanlar için daha ilintiliyse doğal arama sonuçlarında daha üst sıralarda çıkacaktır. Doğal arama sonuçlarını daha fazla para ödeyerek değil, sadece websitenizin içeriğini geliştirip daha ilintili hale getirerek değiştirebilirsiniz.

4.     Potansiyel müşterilere ulaşmak için reklam verin: Yeni müşteriler kazanmanın en etkili yollarından biri, arama sonuçlarının sağ tarafında görüntülenen “Sponsor Bağlantılar” kısmında reklam vermektir.

5.     Paranızı nereye yatırdığınızı bilin: Kimse parasını boşa harcama lüksüne sahip değildir. Bundan böyle paranızı nereye yatırdığınızı bilebilecek ve hangi kelimelerin yatırım yapmaya değer olduğuna karar verebileceksiniz.

6.     Farklı denemeler yapmaktan vazgeçmeyin: Elinizin altındaki reklamcılık kanallarını sürekli olarak karşılaştırmak, ölçümlemek ve işiniz için en etkili ve uygun fiyatlı olanına karar vermek önemlidir.

7.     Ölçümleme: Tasarruf etmek ve kontrolü elinizde tutmak amacıyla, hangi kelimelerin daha popüler ve hangilerinin “boşa harcanmış emek” olduğunu bilebileceksiniz. AdWords sayesinde, yeni olasılıklardan haberdar olup kampanyanıza yeni anahtar kelimeler ekleyebileceksiniz. Anahtar kelimeler, reklam faaliyetlerinizin ince ayarını yapmakta çok önemli bir rol oynar.

8.     Online reklamcılık ve diğer mecralar – kazanan kombinasyon: Offline kampanyalar, online olanlarla desteklenmelidir. Araştırmalar gösteriyor ki, offline kampanyalar insanların internette şirketiniz hakkında arama yapmasına yol açıyor.

9.     İşinizi incelemek için internetten faydalanın: Ücretsiz araçlardan faydalanarak, internette gezen insanların işinizle ilgili alanlarda neleri aradığını görün. Örneğin, Google Analytics kullanarak insanların websitenizde nelere baktığını öğrenebilir veya Google Arama Trendleri’ni kullanarak artan arama eğilimleri üzerinden gelişmekte olan “trend”leri görebilir, markanızın internetteki popülerliğini kontrol edebilirsiniz.

10.   Kampanyayı yürütmek: Performansınızı nasıl gözlemleyebileceğinizi bilmek her ne kadar önemliyse de, kampanyanızı yürütmek konusunda yardıma ihtiyacınız olduğunda bir Google Reklam Uzmanı’na başvurun. Websitenizi yapan kişiye, istatistikler aracılığıyla siteniz için en uygun ve ziyaretçileri potansiyel müşterilere dönüştürmenizi sağlayabilecek içerik/tasarım kombinasyonlarını belirlemeniz konusunda yardımcı olan Web Sitesi Optimize Edici’yi kullanmalarını önerin.

KAYNAK

Google’ın Reklam Modeli Yasal

Google Mahkeme KararıÇin’de sıkıntılı günler geçiren internet arama motoru Google, Lüksemburg’daki Avrupa Adalet Divanı‘ndan gelen haberle moral buldu.
Fransız lüks tüketim markası Louis Vuitton, Google‘ın anahtar kelimelere dayanan reklam sisteminin, taklit Louis Vuitton ürünleri satan rakipleri için teşvik oluşturduğu iddiasıyla dava açmıştı.
Adalet Divanı, Google‘ın marka haklarına tecavüz etmediği sonucuna vardı.
Ancak suistimal halinde Vuitton’a Fransız mahkemelerinin yolunu da açtı.
Böylece karar, lüks markayı da memnun etti:
“Harika bir gelişme bu. Google, başkalarına ait marka adlarını satmakta sakınca görmüyordu. Mahkeme tam tersine hükmetti.”
Vuitton’a göre Google, daha çok tıklama almayı sağlayan anahtar kelimelerin satışından ciddi kazanç elde ediyor.
Fakat bunun, taklitçilik ve sahteciliğe davetiye çıkardığı savunuluyor.
Google‘ın ise ne adım atacağı henüz bilinmiyor:
“Mahkemenin aldığı kararın ne gibi sonuçlar getireceğini söylemek için henüz erken.”

Louis Vuitton, geçen yıl online alışveriş sitesi eBay’de satılan sahte ürünler yüzünden zarar gördüğünü gerekçe göstererek siteye dava açtı. Paris’te görülen davada eBay, anahtar kelime arama sisteminde Louis Vuitton ticari markasını kullanmaktan tazminata mahkum edildi.

Copyright © 2010 euronews

Carat 2010 beklentilerini yükseltti

Carat 2010 beklentilerini yükseltti Carat 2010 yılı için yaptığı en son tahminlerde daha iyimser beklentiler içerisinde. 2010 yılı için global reklam harcamalarında yüzde 2.9′luk bir artış bekliyor. Carat daha önce Ekim ayında yaptığı en son tahminlerde global reklam harcamalarının 2010 yılı için yüzde 1 büyüme göstereceğini kaydetmişti.

Aegis Medya çatısı altında yer alan Carat, İngiltere için 2011 beklentilerini yüzde 4.2 yükseltti. Tüm önemli pazarların stabil bir büyüme kaydedeceği, Amerika’da yüzde 0.2′lik bir artış olacağı belirtiliyor. Öte yandan Carat’ın Amerika için bir önceki tahmini yüzde 2.6′ı düşüşü ifade ediyordu.

Brandrepublic’te yer alan habere göre, Çin’de reklam harcamalarında yüzde 16.1 artış beklenirken, Endonezya’da yüzde 15.8, Brezilya’da yüzde 11.6 ve Türkiye’de yüzde 13.5 büyüme bekleniyor. Bununla beraber, Japonya’da yüzde 3.1, Almanya’da yüzde 2.6 ve İspanya’da yüzde 2 düşüş bekleniyor.

Geçtiğimiz sene yüzde 4.8 gerileyen televizyon mecrasının bu yıl harcamalarda yüzde 45.2 ile en yüksek payı alacağı ve bu mecrada 2010 yılı için global büyümenin yüzde 6 olacağı kaydediliyor.

Gazetenin yüzde 20.3 ile en yüksek payı alan ikinci mecra olması beklenirken, Online yüzde 10.1 ile en büyük büyümeyi yaşayacak mecra olacak. Gelecek yıl online’da yüzde 9.1 büyüme beklentisi bulunuyor.

Geçen sene yüzde 20.2 ile en büyük yarayı alan Dergiler, bu sene harcama payı bakımından yüzde 3.9 ile düşüş beklentisi içerisinde. Öte yandan Radyo mecrasında yüzde 2.3 büyüme bekleniyor. Sinema ve açıkhava mecralarında ise sırasıyla yüzde 3.6 ve yüzde 2.4 büyüme bekleniyor.

KAYNAK

İnternet reklam yatırımları 400 milyon TL’yi gördü…

Ali Atıf Birİnternet reklam yatırımları 400 milyon TL’yi gördü… Türkiye’de reklam yatırımlarının ne kadar olduğu konusu her zaman tartışmalı bir konu. Hiçbir şeyi tam sayamadığımız için medyaya yapılan reklam yatırımlarını da tam ölçemiyoruz.

Reklamcılar Derneği’nin yıllardır saygı duyulacak bir “ölçüm” çabası var ama bu çaba da hâlâ “kesin” rakamı vermek yerine yıllar itibarıyla yatırımların trendini veriyor.

Biraz da Doğan Grubu’nun ürettiği reklam yatırım verilerine bağlı olduğu için resmin tamamını göstermiyor.

Doğan Grubu’nun ürettiği reklam yatırım verilerinin de ne kadar objektif olduğu her zaman sektörde sorgulanan bir olgu.

Medyaya yapılan reklam yatırım rakamlarının yükselme eğilimi Doğan Grubu’nun borsadaki şirketlerinin (ve borsadaki diğer medya şirketlerinin) yatırım değerlerini doğrudan etkiliyor.

Bu nedenle de reklam yatırım verilerini tarafsız üretebilmek, tarafsız tahminler, borsada yatırımlarını değerlendirenler için son derece önemli oluyor.

Tabii satışa çıkan medya şirketlerini satın alacak yatırımcılar için de…

Eğer TV ve basın reklam yatırımlarının hep arttığı izlenimi verilirse bu algıdan kimin yarar sağlayacağını tahmin edebilirsiniz.

Gelin 2009 reklam yatırımlarına bakalım:

2009 yılına ait rakamlar geçen ay Reklamcılar Derneği’nin de hazır olduğu bir toplantıda IAA Başkanı (aynı zamanda Doğan Yayın Holding CEO’su Mehmet Ali Yalçındağ) tarafından 2.8 milyar TL olarak açıklandı.

Bu toplantıda alt kırılımlara bakıldığında hâlâ TV ve basın’ın “tercih” edilen mecralar olduğu vurgulandı.

Reklam sektörünü ve reklamvereni tam 25 yıldır yakından izleyen, güdüleri, seçimleri iyi koklayan bir reklam bilim adamı olarak TV artı basının hâlâ sektörde “dominant” mecralar olduğunu kabul ediyorum.

Ancak internet, outdoor, radyo ve sinema artık “yan” mecralar değil.

2009 reklam yatırımlarının 2.8 milyar TL değil 3.5 milyar TL olduğunu tahmin ediyorum. Bu rakamın 400 milyon TL’sini yani %12′sini de tek başına internet aldı.

Bu bir devrim… Müthiş bir devrim… 2010′da bu pay göreceksiniz %20 olacak. Reklamveren TV artı basın artı internet artı diğerleri bileşimi ile harikalar yaratacak…

Outdoor, radyo, sinema ise 500 milyon TL’ye çıkarak reklam yatırımlarının %14′ünü oluşturdu. Burada da outdoor birinci, sinema ise ikinci sırada yer alıyor. Radyo ise biraz yerinde sayıyor. Radyonun kendini daha iyi anlatması şart!

Derneklere ve açıklamalara itirazım şu:

Krizin etkisiyle TV artı basın reklam yatırımları toplamda beş puan azaldı. Tamam basın 2 puan geriye gitti ama genele bakarsanız TV ondan daha fazla geriye gitti ve her ikisi bu puanları internete ve outdoora verdi. Yani internet ve outdoor hatta sinema çok güçlendi. Artık derneklerin sadece TV ve basın yanlılığını bırakıp diğer mecraların da önemli olduğuna vurgu yapması gerekir.

Reklamveren tüm mecraları amacına uygun bir şekilde kullandığında ancak satışlarını artırabilir ve büyüyebilir. Sonuçta mecraları da büyütebilir.

Bu kadar tartışmayı niye yaptım:

Internet 400 milyon TL reklam yatırımı alınca internetin reklam yıldızlarını belirlemenin zamanı geldi. Bugünden itibaren Reklametre’ye internet mecrasını da ekliyoruz. Bu alanın “en iyi internet reklamı havasını koklayan adamı” Özgür Karaçak (Bir tür CNN’in Bünyanim

Sürmeli’si yani) bu haftadan sonra bizim için internetteki en iyi ilk beş reklamını seçecek birini de bizim için yorumlayacak.

Özgür Karaçak Sesli Harfler internet reklamcılığı şirketinin sahiplerinden aynı zamanda da Bahçeşehir Üniversitesi İletişim Fakültesi Reklamcılık bölümünde internet reklamcılığı üzerine dersler veriyor. Köşeciliğe hoş geldin Özgür! Özgür’ce yazılarını bekliyoruz.

2009 medya reklam yatırımları (*)

1.6 milyar TL Televizyon % 46 (51)

1 milyar TL Basın % 29 (32)

400 milyon TL İnternet % 12 (6)

500 milyon Diğer % 13 (11)

(*) Parantez içindeki rakamlar 2008 yılı Türkiye reklam yatırımlarının oranını gösteriyor. Diğer şıkkı outdoor, radyo, sinemayı kapsıyor

Reklametre (28 Şubat- 6 Mart)

En İyi TV İlk Beş

1.Tivibu (TTNet)

2.Kamyoncu (Arçelik)

3.Tek Yaprak (Papia)

4.Bir Kadın-Bir Erkek (Bonus-ING)

5. Kırılma Anı (NTV Spor)

En İyi Basın İlk Beş

1. Biranın İmzası (Efes Pilsen)

2. Herkes Görsün ((Audi 3)

3. Birkaç Gömlek Üstün (IKEA)

4. Komşu Paketi (Eston)

5. Yeni… (Opel)

En İyi İnternet İlk Beş

1) Fizy – Sorry Guiza (Viral uygulama www.sorryguiza.com)

2) Yeni Rakı-Yakup Abi (Sosyal medya çalışmaları ve http://www.yeniiletisimdevi.com)

3) TTNet-Tivibu Hizmeti (http://www.tivibu.com.tr ve sosyal medya çalışmaları)

4) Danette-Çat Kapı Bilgi Yarışması (http://www.danettecatkapi.com)

5) Prima-Prima Dünyası (Sosyal medya çalışmaları ve http://www.prima.com.tr)

İnternetten Özgür’ce

Fizy Güiza fırsatını kaçırmadı

Guiza maç boyunca her fırsatı değerlendiremese de -hatta bazen hiçbir fırsatı değerlendiremese de- başkaları için hayli yaratıcı bir fırsata dönüşmüş durumda.

Bildiğiniz gibi Fizy son dönemlerin en popüler müzik sitesi. Ve fakat belki de birçoğunuzun bilmediği gibi bir Türk internet şirketinin projesi.

Güiza tribünlerin tepkisi ile gözyaşlarına boğulunca, duygusal Fizy ekibi de bundan etkileniyor. Ve Güiza’dan özür dilemek için bir küçük site açıyorlar.

Tabi kendisine Fizy üzerinden bir şarkı da göndermeyi ihmal etmiyorlar. Sonrası mı?

Ertesi sabah tüm radyo kanallarında ve internet gazetelerinde bu siteden bahsediliyordu. İşte fırsatı görüp hızlı hareket etmenin sonucu. İnternetin gerçekleri ile örtüşen bu başarılı proje için Fizy ekibine tebrikler…

RÖK’ten yanıt var!

RÖK Genel Sekreteri, sevgili dostumuz, üstadımız, ağabeyimiz Çetin Ziylan “RÖK havanda su dövüyor” başlıklı yazıma bir yanıt göndermiş:

RÖK’te havanda su dövülüyor ama sizin ileri sürdüğünüz gerekçelerle değil.

Her yıl insanları toplayıp, birkaç yeni içtihat ya da uygulama dışında, aynı

şeyleri anlatmak anlamında havanda su dövmek var diyebiliriz.

RÖK’ün gerekçeli kararları artık tam anlamıyla gizli değil. RÖK’ten yarar

umarak başvuranlar ya da reklamları şikayet edilenler gerekçeli kararlara

edindikleri birer şifre ile ulaşabiliyor.

Bunlar RÖK’ün finansmanına katılan Reklamverenler Derneği üyesi 55 dolayında firma. Yani bu firmalar bütün rakipleri ile ilgili gerekçeli RÖK kararlarına isterlerse ulaşabiliyor.

Ulaşamayanlar, genel kamuoyu, tüketiciler, medya ve ne yazık ki bilim

kuruluşları. Ancak biz RÖK Başkanlığı olarak araştırma yapan, tez hazırlayan

üniversite mensuplarına örnek karar sağlanmasında yardımcı oluyoruz.

Yorum: Çok teşekkür ediyorum. Gerekçeli kararların yazılıyor olması tabii ki müthiş. Umarız bir gün öğrencilerimiz de bu kararlara ulaşır ve gelecekte mesleklerini icra ederken aynı hataları yapmamayı öğrenirler.

Utanın!

Toyota Türkiye ile ilgili ortaya çıkardığım gerçeğin üzerinden dört hafta geçti Toyota hâlâ Türkiye’den özür dilemedi. Anlaşıldığı üzere Çinliler kadar yolumuz yok!

Korkunç manken…

Network’ün yıllardır reklam yüzü olan siyahi bir manken var. Bana göre oldukça “korkutucu” resimler veriyor. Hani korku filminde oynasa Oscar’a en iyi aday olabileceğini düşünüyorum. Dün yine gazetelerde bu siyahi mankenin sayfa sayfa “korkunç” resimleri vardı. Üşenmedim internete girip bu siyahi mankenle ilgili yazılıp çizilenlere bakayım dedim. Fazlaca bir şey de bulamadım.

Sadece Network kendi yayınladığı basın bülteninde bu “korkunç” mankenin “karizmatik” olduğunu iddia ediyor.

Demek ki Network içinde bu mankeni “karizmatik” bulan birileri var. Üstelik de benim tanımlamam olan “korkunç”la, Network’ün tanımlaması olan “karizmatik” arasında, iki Boğaz köprüsü bir de Çanakkale Boğazı var.

Ben doğruysam Network’ün ciddi imaj sorunu var demektir. Bu korkunçluktaki bir adamın giydiği bir elbiseyi hiçbir kadın eşine, arkadaşına giydirmez.

Network doğruysa da benim acilen Umberto Eco’nun Güzelliğin Tarihi kitabını hatmetmem lazım!

Not: Just in Case, Network’e de Umberto Eco’nun Çirkinliğin Tarihi kitabını öneririm.

KAYNAK

Reklam sektörü güçlenerek büyüyor

musiad-reklam-sektoru-baskani-bilal-ariogluReklam sektörü güçlenerek büyüyor.

MÜSİAD Reklam Sektör Kurulu Başkanı Bilal Arıoğlu, reklam sektörünün çok güçlendeceğini belirtti.

Röportaj: Fahri Sarrafoğlu/Dünya Bülteni
MÜSİAD Basım Yayın Ambalaj Reklam Sektör Kurulu Başkanı Bilal Arıoğlu, “Önümüzdeki 5 yılda kişi başına reklam yatırımları 100 dolara ulaşacak” dedi.

Müstakil Sanayici ve İşadamları  Derneği’nde(MÜSİAD), 19. Olağan Genel Kurul öncesinde Sektör Kurulları’nda, yeni dönem Başkanlık seçimleri yapıldı. Basım Yayın Ambalaj Reklam Sektör Kurulu başkanlığına yeni seçilen Bilal Arıoğlu ile krizde en fazla etkilen reklamcılık sektörünün durumu ile ilgili görüştük.

İŞ DÜNYASI REKLAMIN GÜCÜNÜ KEŞFETTİ

Türkiye’de iş  dünyasının reklamı sizce sevmeye başladı  mı? Yani reklamın gücünü  henüz anladı diyebilir miyiz?

Artık bir malı üretmekten çok pazarlamasının önem kazandığı bir döneme girdik. Elbette iş dünyası da bunun farkına vardı. Rekabete dayalı bir ekonomik yapıda ürününüzü duyurmak ve özellikleri konusunda tüketicileri bilgilendirmek zorundasınız ki  müşteri sizin ürününüzü diğerlerine göre tercih edebilsin. Son beş yılda Türkiye’deki reklam veren sayısı yüzde de yüz artmıştır. 2004 yılında on binlerde olan reklam veren sayısı bugün yirmi binin üzerine çıkmıştır. Bu da açıkça gösteriyor ki iş dünyamız reklamın gücünü karamaya başlamıştır.

YAZILI BASIN GERİLİYOR TV REKLAMLARI İSE BÜYÜYOR

AB ‘ye göre firmalarımızın reklam harcamalarını karşılaştırabilir miyiz? AB ülkelerine göre geride miyiz ileride mi?

Ülkemizde reklam sektörü  özellikle seksenli yıllarda serbest piyasa ekonomisine geçmemizle birlikte ivme kazanmaya başladı. Doksanlı yılların başında yayına başlayan özel televizyonlarla birlikte görüntülü reklamlar hızlı bir gelişim sürecine girdi. Bu sebeple yazılı basınının %50 lerin üzerindeki payı bugün %30 lara gerilemiştir. Televizyon reklamları ise Tersine bir gelişme göstermiştir.%30lardaki payı bu gün %50 lere varmıştır. Ülkemizde GSMH’nın ortalama 700 milyar dolar olduğunu düşünürsek. Bu miktardan Reklam harcamalarına düşen pay 3 Milyar dolar civarındadır. Yani reklam yatırımlarının toplam GSMH dan aldığı pay %0.50 çıvarındadır.  Kişi başına 10 000 dolar olarak düşen milli gelirden reklam sektörünün aldığı pay ise kişi başına 40 doları bulmaktadır.

AB’de durum nedir, bu duruma göre?

Bu oranı diğer AB ülkeleri ile karşılaştırırsak. Almanya’da GSMH 2.3 trilyon dolar. Ve Kişi başına milli gelir 28 000 dolar dır. Almanya’da Kişi başına reklam harcaması ise 250 dolar cıvarındadır. Yine GSMH sı 1.4 trilyon dolar cıvarında olan Fransa’da Kişi başına milli gelir 24 000 dolardır.. Kişi başına reklam harcaması ise 206 dolar cıvarındadır. Yani bu iki AB ülkesi bizden yaklaşık 6 kat fazla reklam harcaması yapmaktadırlar. İngilterede ise kişi başına reklam harcaması 300 doları bulmaktadır. Diğer bir deyişle bizde %0.50 olan reklam yatırımları AB ülkelerinde %1 in üzerindedir. Buradan şu sonuca ulaşabiliriz. Önümüzdeki 5 yıl içerisinde Türkiyedeki reklam harcamalarının 100 dolara ulaşacağını söyleyebilmek mümkündür. Çünkü Reklam sektörü Ekonominin normal olduğu dönemlerde ortalama %20 civarında büyüme gösterebilen bir sektördür. 94 ve 2001 krizinden sonraki dönemlerde 95 – 98 ve 2002- 2007 arası dönemlerde büyüme bu şekilde olmuştur.

İNTERAKTİF REKLAMCILIK HIZLI GELİŞİYOR

Yeni reklam mecraları  konusunda görüşleriniz nelerdir? Değerlendirilmeyen mecralar veya yeni mecralar olduğunu düşünüyor musunuz?

Sektörün en hızlı  gelişme kaydeden alanı interaktif reklamcılıktır. İnternet reklamları ülkemizde özellikle iki binli yılların başından itibaren sürekli gelişme gösterebilen bir yapıya kavuşmuştur.  Ekonominin istikrarlı olduğu 2002- 2008 Arası dönemde ortalama her yıl %50 lik bir büyüme gösterebilmiştir. Türkiye’de İnternet reklamlarının hacmi 2003 yılında yaklaşık 10 milyon dolar iken 2006 da 25 milyon dolara, 2007 de 40 milyon dolara 2008 de 70 milyon dolara gelmiş 2010 yılında ise 100 milyon doları aşması beklenmektedir. İnternet reklamlarının bu denli hızlı gelişmesinde doğrudan hedef kitleye ulaşması ve sonuçları ile de en hızlı ölçülebilir mecra olması çok önemlidir. Kısa bir dönem içerisinde de e- ticaretin önemli bir gelişme kaydedeceği görülüyor. Bu gelişmelere ayak uyduramayan şirketlerin ciddi bir sıkıntı içerisine gireceklerini söylemek mümkündür.

Bunun dışında başka alanlar var mıdır?

Bir diğer alan da Açıkhava autdoor relamcılığıdır Doksanlı yıllarda %2lerde dolaşan payı bugün %7 lere ulaşmıştır. Açıkhava  Reklamcılar Derneği’nin Üyeleri ile ilgili yaptığı ankette de autdoor  reklamcılığının 2010 yılının en hızlı büyüyecek sektörlerinden birisi olacağı görülmektedir. Artık her türlü alanın bir reklam mecrası olarak değerlendirildiği bir süreci yaşıyoruz.

HALA MARKALAŞMA LİGİNE GİREMEDİK

Markalaşmanın adını  biliyoruz, sözünü yapıyoruz ama gerçekten markalaşıyor muyuz sizce?

En büyük eksikliğimiz maalesef markalaşma ligine giremememizdir. Bugün Microsoft, Google, CocaCola gibi uluslar arası bir markamız yok. Bu şirketlerin her birinin marka değerleri bizim toplam ihracatımıza yaklaşmaktadır. Markalaşma dediğimiz süreç uzun bir yoldur. Önce bir kurum kültürü oluşturmamız gerekiyor. Oysa bizim şirketlerimiz hala daha kişiye endeksli aile şirketi olma konumundan çıkamadılar. Ama yine de son yıllarda markalaşma bilincinin ve markalaşma hedeflerinin iş adamlarımızın gündemine girmesi olumlu bir gelişmedir. Marka değeri oluşturamamamızın önündeki en büyük engellerden birisi de bizim kuşağımızın sermaye düşmanlığı ile büyümesi. Lise yıllarımda bir arkadaşımın babası orta sınıf bir işletme sahibi idi ancak öğretmenlerimiz babanız ne iş yapıyor diye sorduğunda bu arkadaşımız hep utana sıkıla babasının bu durumunu söyleyebilirdi. Müteşebbis ruhlu ve işletme sahibi olmanın önemini ancak issizliğin bu kadar yaygınlaştığı bir dönemde anlayabiliyoruz. O dönemlerde bürokrasinin de iş dünyasına bakışı maalesef çok farklı değildi. Özellikle Türk dizilerinin bugün 50 ye yakın ülkede gösterimde olması Sanayi bakanlığımız ve Odaları harekete geçirmiştir. Önümüzdeki günlerde bu dizilerde kullanılan objelerin yerli markalarımız olmasının teşvik edilmesi üzerinde bir çalışma yapılması sevindiricidir.

KAYNAK


sitemap.xml